
19 Ocak 2008 Cumartesi
15 Ocak 2008 Salı
En prestijli tasarım ödülü Türk teknesine - Volitan (1)

New York’ta her yıl düzenlenen ve dünyanın en prestijli yarışmalarından birisi olarak kabul gören Uluslararası Tasarım Ödülleri (IDA 2007) yarışmasında Hakan Gürsu ve ekibi “Volitan” adlı tekne tasarımı ile birincilik kazandı.
32 ülkeden binin üzerinde projenin yarıştığı 2007 Uluslararası Tasarım Yarışmasında Hakan Gürsu ve ekibi birinci oldu. Gürsu’nun “Volitan” adını verdiği tekne, güneş ve rüzgar enerjisi kullanarak hareket ediyor, deniz suyundan tatlı su elde ediyor, karbondioksit üretmiyor ve yakıt bağımlılığı bulunmadan sürekli yol alabiliyor. Proje, geleceğin en yenilikçi ve çevreci teknesi olarak IDA 2007’de büyük jüri tarafından 2 başlık altında birincilik ödülüne layık görüldü.
ODTÜ öğretim üyesi ve Endüstri Ürünleri Tasarımcısı Dr. Hakan Gürsu ve yardımcı tasarımcı Sözüm Doğan, tasarladıkları tekneye Akdeniz’de yaşayan tek uçan balık türü olan Volitan’ın ismini verdi.
Volitan, nokta dönüşü yapabilen ilk deniz aracı. Yakıt bağımlılığını tamamen ortadan kaldıran, 18-20 deniz mili ile gece ve gündüz sürekli yolculuk yapabilen ayrıca yüksek manevra gücüne sahip, 32 metre boyunda bir yolcu teknesi. Kurşun şarj pilleri yerine jel akü kullanımı ile çevre duyarlılığını pekiştiren tasarım, yelkenlerin tasarlandığı şekli itibariyle mevcut denge sorunlarına getirdiği çözümlemeler başta olmak üzere, tekne tasarımında devrim kabul edilebilecek pek çok yeniliği içinde barındırıyor.
Geliştirilme aşamasında Tübitak MAM/Ulusal Enerji Ajansınca desteklenen ve pek çok ülkenin ilgilendiği proje, yıl içinde farklı ülkelerdeki etkinliklerde sergilenme imkanı bulacak.
Volitan, güneş ve rüzgar enerjisi kullanarak hareket eden, deniz suyundan tatlı su çevrimini gerçekleştiren, karbondioksit atık üretmeyen, geleceğin alternatif teknelerinden birisi olarak tasarlandı. Güneş panellerini hareketli katı yelkenler olarak kullanan, tekne dışında yer alan 2 adet hareketli elektrik motoru ile destekleniyor.
IDA ORGANİZASYONU
Mimarlık, iç mimarlık, moda, ürün ve grafik tasarımı konusundaki uluslararası sıra dışı tasarım çalışmalarının ayrı ayrı gruplarda değerlendirildiği organizasyon olarak bilinmekte ve tasarım otoritelerce her yılın tasarım Oscar’ları olarak değerlendiriliyor.
Dünyanın önde gelen tasarımcılarının ve sponsorların yoğun katılımı ile en medyatik tasarım organizasyonu olarak kabul edilen ve kazanan eserlerin yıl süresince saygın müzelerde, uluslararası ortamlarda sergilenme imkanı bulduğu organizasyonda ayrıca ödül kazanan eserler 100 bin tirajlı bir kitapta toplanıyor.
Jüri tarafından gruplarında en başarılı ve sıra dışı bulunan eserler, basın yayın organlarınca sergilenerek toplumda iyi tasarım bilinci geliştirilmesi hedefleniyor. Bu yılın ödülleri 2008 Mayıs ayında yine New York’ta büyük bir tören ile proje sahiplerine verilecek.
Bu sene IDA 2007’ye 32 ülkeden binin üzerinde proje katıldı ve eserler dünyanın önde gelen tasarımcılarından oluşan büyük jüri tarafından değerlendirildi.IDA 2007’de ve ilk defa bir Türk tasarım ekibi, ürün tasarımı başlığı altında en iyi tekne tasarımı grubunda ve pek çok alt grubun yer aldığı ulaşım grubunda, yılın en iyi ulaşım aracı tasarımı olmak üzere, 2 birincilik kazanarak bir tasarımcının en büyük düşlerinden birini gerçekleştirmiş oldu.
Özellikle dünyanın en iyi tasarımcılarının ve markalarının ödül aldığı bu prestijli yarışmada bu yıl, dünyanın en tanınmış mimarlarından kabul edilen Zaha Hadid mobilya ve mimarı ürünleri ve British Airways yeni uçak koltukları ile Apple firması da çocuklar için yeni diz üstü bilgisayar ürünleri ile kazananlar arasında yer alıyor.
En prestijli tasarım ödülü Türk teknesine - Volitan (2)
Bu yılın "düş birincisi" ODTÜ Öğretim Üyesi Dr. Hakan Gürsu...Gürsu'ya 13 Ekim'de New York'ta Uluslararası Tasarım Ödülü'nü (IDA 2007) verdiler. Üstelik iki dalda. Hem deniz araçları hem de tüm ulaşım araçları dalında...
"Volitan" adı nereden aklınıza geldi?
"Volitan" Latince "hızlı yol alan" demek. Bir de bizim Akdeniz sahillerinde görülen bir uçarbalığın adı... Bu balığın çok saygılı duyulacak bir performansı var. 200 metre falan suyun üzerinde gidiyor. Balığı da, kelimenin anlamını da çok sevdik. "Xmr21" gibi bir isim yerine "Volitan" dedik. Ayrıca uluslararası yarışmalarda menşeinizi belirtecek her şeyden de kaçınıyorsunuz. Bunu hem etik açıdan yapıyorsunuz hem de stratejik...
"Volitan" Latince "hızlı yol alan" demek. Bir de bizim Akdeniz sahillerinde görülen bir uçarbalığın adı... Bu balığın çok saygılı duyulacak bir performansı var. 200 metre falan suyun üzerinde gidiyor. Balığı da, kelimenin anlamını da çok sevdik. "Xmr21" gibi bir isim yerine "Volitan" dedik. Ayrıca uluslararası yarışmalarda menşeinizi belirtecek her şeyden de kaçınıyorsunuz. Bunu hem etik açıdan yapıyorsunuz hem de stratejik...

Bu ödülü kazanan Zaha Hadid dışında başka bir Müslüman var mıydı?
Literatürü bildiğim kadarıyla -ki takip ettiğim bir literatürdür- başka yok. Bir de biz.
Tesadüf mü yoksa Müslüman ya da Ortadoğulu olmak gerçekten ciddi bir engel mi?
Kesinlikle engel. Bu bize bazı yarışmalarda off the record söylendi de. "Katılmayın, size ödül vermezler" dediler. Biz buna "handikap puanı" diyoruz. Yani birinci torbadan değil, üçüncü torbadan geliyorsunuz. O yüzden de mükemmelin mükemmelini yapmanız gerekiyor.
"Bize Doğu Avrupalı dediler"
"Bize Doğu Avrupalı dediler"
En mükemmeli yapmak böyle bir önyargıyı kırmaktan daha mı kolaydır?
Neredeyse... Bakın size çok ilginç bir şey anlatacağım: ABD'de çok saygın, önemsenen bir internet sitesi var: Pure Contemporary Behind the Curtain. Orada çok etkili bir kadın yazar var: Diane Burley. Bu hanım bizim tasarımlarımız hakkında daha biz ödül almadan önce bir makale yazmış, "Bu ekibe dikkat, bunlar bir şey yapacak" diye... Ama asıl önemlisi şu: Bizi tanıtırken "Ortadoğu" dememiş de "Doğu Avrupa" demiş. Çok şaşırdım. Kendimi hiç Doğu Avrupalı gibi düşünmemiştim ama onlar beni orada görmüş.
Sizce niye?
Neredeyse... Bakın size çok ilginç bir şey anlatacağım: ABD'de çok saygın, önemsenen bir internet sitesi var: Pure Contemporary Behind the Curtain. Orada çok etkili bir kadın yazar var: Diane Burley. Bu hanım bizim tasarımlarımız hakkında daha biz ödül almadan önce bir makale yazmış, "Bu ekibe dikkat, bunlar bir şey yapacak" diye... Ama asıl önemlisi şu: Bizi tanıtırken "Ortadoğu" dememiş de "Doğu Avrupa" demiş. Çok şaşırdım. Kendimi hiç Doğu Avrupalı gibi düşünmemiştim ama onlar beni orada görmüş.
Sizce niye?
O ürünleri Ortadoğu'ya yedirmek istemiyorlar. Belli kalitede bir ürün yaparsanız "Bu Ortadoğu değil, olsa olsa Doğu Avrupa'dır" diyorlar. Ve bir şekilde sizi Avrupalı diye kodluyorlar. Bir Türk ve Müslüman için Avrupalı dedirttiğinize göre demek ki gerçekten zor iş başarmışsınız. Valla bu ödül için "Tasarımın Oscar'ı" diyorlar. Tabii ödülü alanın böyle bir şeyi söylemesi çok zor ama ben bir aydır birçok kişiden "Orhan Pamuk'un Nobel'inden sonraki en büyük ödül" sözünü duydum.
"Bir teşekkür bile yok"
"Bir teşekkür bile yok"
Köşk? Siyaset? Herhangi bir kutlama?
Hiç! Yok öyle bir şey! Bir tek Deniz Kuvvetleri'nden gelip tebrik ettiler, projeyi incelediler ve benden bir brifing istediler.
Dünya farkında mı?
Olmaz mı! Daha da farkında olacaklar çünkü bu yarışmada ödül yerine sizin bir yıllık tanıtımınızı üstleniyorlar. En saygın müzelerde Volitan sergilenecek; 100 bin tirajlı bir kitap basılıp dünyaya dağıtılacak. Ama bizde bir teşekkür bile yok.
"Çocukluğum yelkenlilerde geçti"
"Çocukluğum yelkenlilerde geçti"
Deniz olmayan bir şehirde yaşayıp dünyanın en müthiş teknesini yapmak... Nasıl oluyor bu?
Çünkü ben aslen Kalamışlıyım. Üstelik Kalamış'ın marina olmadığı zamanlarda Kalamışlıydım ve o zamanlar çocuklar top yerine suyla oynardı. Bütün çocukluğum yelkenlilerde, teknelerde geçti... Hâlâ ne zaman İstanbul'a gitsem asla köprüyü kullanmam, vapura binerim. Ne zaman boş kalsam gidip suyun kenarında otururum
Volitan nasıl bir tekne?
- Volitan'ın en üstün özelliği çok çevreci olması. Hiçbir petrol ürünü yakıt kullanmıyor, asla karbondioksit atığı üretmiyor.
- Herhangi bir limana girip yakıt almasına gerek olmadığı için Volitan'la hiç durmadan dünya turu yapabilirsiniz.
- İçme suyu almanıza gerek yok çünkü tekne bir yandan giderken bir yandan deniz suyunu tatlı suya çeviriyor.
- Volitan sonuçta bir yelkenli ama rüzgar esmediğinde de gidiyor. Çünkü üzerindeki o iki katı yelken aynı anda iki işe yarıyor: Rüzgar varsa yelken vazifesi görüp tekneyi yüzdürüyor. Rüzgar yoksa da tekneyi güneş götürüyor.
- Güneşle tekne gider mi? Volitan gidiyor. Çünkü teknede güneş enerjisiyle çalışan iki adet elektrikli motor var. Güneş varken o tepedeki iki panel sayesinde şarj oluyor ve rüzgar çıkmasa da, güneş batsa da tekneyi götürüyor. Hemen belirtelim motorun aküsü de öyle kurşun pil falan değil; o da çevreci, yani jel akü.
- Volitan'ın hareket kabiliyeti inanılmaz. Olduğu yerde nokta dönüşü yapabilen ilk deniz aracı.

- Volitan bir de kapanabiliyor... Üstte paneller, altta kanatları falan görünce "Ben geldim, boşaltın bu limanı" havasına hiç bakmayın çünkü sudaki kanatlarını teknenin altına toplayıp, yukarıdaki panellerini de tek parça yapabiliyor.
- Çevreciliğin kurallarından biri de dayanıklı tüketim malı yapmak: Volitan'ın ömrü 80 yıl.
- Volitan keyfine düşkün. 12 kişinin çok rahat yaşayabileceği, lüks yat kıvamında konfora sahip.
- Volitan'ın tek eksiği pek romantik bir havasının olmaması... "Mehtaplı bir gecede Burgaz açıklarında demirleme" hissi vermiyor. Ama zaten ABD'liler de "2040'ın teknesi" diyorlar Volitan için.
10 Ocak 2008 Perşembe
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






















